Ara

Nasıl Özgüven Sahibi Olunur?

Özgüven, vücudumuzdaki kaslarımıza benzer. Çalıştıkça ilerletebileceğiniz bir yetenektir özgüven.



Toplumun baskısı, insanların “sen bunu yapamazsın, kendini o kadar yüksekte görme, sen kimsin ki?” gibi yorumları, bizim bir şekilde hayata bakış açımızı etkiliyor. İnsanoğlu olumlu olaylar yaşamaya başladığı zaman, özgüveni daha çok artıyor. Ve bilinçaltında “Ben zaten daha önceki sınavlarda başarılıydım veya daha önceki kilo verme serüvenimde başarıya ulaştım. Zaten şu ana kadar beş kilo verdim. Zaten şu ana kadar beş kilometre koşuyordum.” İstersen bunu yaparsın. Çünkü bilirsin ki, ben daha önceden koştum, kilo verdim veya sınavda yüksek not aldım. Demeye çalıştığım, özgüven, daha önceden yaşadığın olumlu veya olumsuz olaylarla da ilgilidir. Sen kötü olaylar yaşıyorsan, bir şekilde özgüvenin sarsılmaya başlıyor ve diyorsun ki, yine eskisi gibi olacak ve yine başarısız olacağım. Belki daha önceki başarısızlıklarımızı silemeyiz. Ancak, beynimiz ve zihnimiz öyle bir çalışıyor ki, hafızamıza yeni bilgiler eklemek mümkün. Yeni bilgiler, daha güzel deneyimler yüklediğimiz zaman, kötü yaşadığımız olaylar daha aşağıda kalacağı için özgüvenimizi de çok daha güçlü bir şekilde geliştirebiliriz.


Şu anda yapılabilecek en iyi şey, ailenizin sizi desteklediğinden emin olmaktır. Biliyorum bu durum herkes için geçerli olmayabiliyor. Merak etme, çevrendeki arkadaşlarının da seni gerçekten desteklemesi çok önemli. Özgüveni yüksek olan ve senin özgüvenini daha ileriye götürmende yardımcı olacak ve seni yargılamayan arkadaşlarını çevrende bulundurmaya çalışmalısın. Ailen ve arkadaşların özgüveninin gelişmesinde çok yardımı olacaktır.


Sana olumsuz yorum yapan insanların örneğin; “sen başarısızsın, sen yapamazsın vb.” Bu yorumlar aslında o kişilerin sadece bir fikri. Öyle bir fikir haznesine sahipler ki sadece kendileriyle ilgili değil, başkalarına da dağıtabilecek fazlasıyla fikirleri var. Peki ya sen başkalarının sana söylediği o fikirleri yargılamadan, olduğu gibi kabul mü ediyorsun? “Sonuçta başkası öyle diyorsa, öyledir herhalde.” mi diyorsun? Yoksa “Evet, herkesin kendine ait bir fikri var ve herkese kendimi beğendirmem mümkün değil. İnsanlar yalnızca beş dakika konuşur ve hayatlarına devam ederler. Ancak ben, kendi hayatımı kendim kurabilirim. Ben eğer bir şeyi yapmayı düşünüyorsam, elbette ki yapabilirim.” demeyi mi tercih ediyorsun? Bence sorunun cevabını biliyorsun.


Özgüven problemindeki en büyük neden ise, kişinin “birey duygusundaki” eksikliğidir.

Kişiler genellikle kendi düşüncelerini dinlemiyorlar, iç seslerini duymaya çekiniyorlar. “Çevremdeki herkes aynı şeyi söylüyor, o zaman doğrudur.” diye bir yanılgıya kapılabiliyoruz ki bu çok doğal. Seni çok iyi anlayabiliyorum. Belki her gün arkadaşlarından kendi hayatınla ilgili fikirler alıyorsundur. Aslında bu soruların bütün cevapları kendinde saklı. Sen başka bir kişinin fikrini sorduğun zaman, aslında o kişinin kendisiyle ilgili düşüncesini sormuş oluyorsun. O da kendi yapabilitesine veya düşüncesine göre sana cevap veriyor. Ancak sen, gerçekten bir birey olmak istiyorsan, kendine değer veriyor ve kendi düşüncelerini dinleyebiliyor olman lazım. Neyi sevip sevmediğini öğrenmen gerekiyor. Özgüvenin en büyük temeli de bir birey olmaktır zaten. “Benim düşüncelerim önemli ve ben bireyim. Hayatımı istediğim yönde ilerletme yetkisine ve gücüne sahibim.” diyebilmek. Belki bunu söylemek, inanmak ve düşünmek senin için çok zor olabilir.


Diyelim ki yurt dışına çıkmak istiyorsun. Yurt dışına çıkmak ilk olarak senin için bir hayaldir. Çünkü, çevrende yurt dışına çıkan veya okuyan başka birisi yoktur belki. Dolayısıyla bu durum senin için sadece bir hayaldir, inanmazsın sadece düşlersin. Ancak, bunun bir sonraki adımı çevrendeki insanların da yurt dışına gittiğini fark edersin ve bu düşünce bir inanca dönüşmeye başlayabilir. Olumlu olaylar yaşadığın zaman, hayallerini doğrular nitelikte durumlarla karşılaştığın zaman, inanmaya başlayabiliyorsun. Daha sonradan ise, inanmayı, bilmeye çevirmemiz lazım. Bir şeyi yapabileceğini bildiğin zaman, kimse seni tutamaz. O zaman özgüvenin yükselmeye başlıyor. İnandıktan sonra, aktif olarak bir şeyleri denemeye başlıyorsun. Örneğin; okullara, işlere başvuruyorsun. Sonrasında olumlu sonuçlar dönmeye başladığında, yurt dışına gidiyorsun. Başka bir zaman diliminde, farklı bir ülkeye gitmek istediğinde, o artık hayal olmaktan çıkıyor. O artık yapabildiğini ve yapabileceğini bilmek olmaya başlıyor. Biliyorsun, ben buraya geldim oraya da gidebilirim. Durumlar çok netleşiyor ve aslında özgüven olarak budur. Özgüven kas gibi derken, bundan bahsediyordum. İlk önce biraz geliştirmek lazım. İnanç ve sonrasında olumlu sonuçlar görmek ve bir şeyleri gerçekleştirmeye başladığın zaman yapabildiğini bilmek, kendinden emin olmak, neler yapabileceğini ve kapasiteni bilmektir.


Dilersen benimle mail aracılığıyla iletişime geçebilirsin. Umarım bu yazı senin için de faydalı olmuştur. Eğer benden bu konularla ilgili online terapi almak istersen lütfen hiç çekinme. Samimi bir şekilde konuşarak, pek çok şeyi aşabiliriz. Şimdilik kendine çok iyi bak. Görüşmek üzere!

0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör